.png

LİSANSÜSTÜ EĞİTİM BANA NE KAZANDIRDI ?

AB uzmanı olmak ne demek?

1984 yılının Haziran ayının sonu. Ankara Üniversitesi SBF’den mezun olmuş, bundan sonraki hayatımı planlamaya çalışıyorum. Amacım daha fazla akademik yaşama devam etmeyi düşlemekle beraber, önüme gelecek daha iyi tekliflere de açığım. Birden çok sevgili Uluslararası Hukuk hocam Prof. Dr. Hüseyin Pazarcı’nın yönlendirmesi ile kendimi Fransa’nın Nancy kentinde Avrupa Hukuku ve Siyaseti yüksek lisansı yaparken buluyorum.

Dile kolay 32 yıl geçmiş o günün anılarının üstünden.

Türkiye’ye döndükten sonra aldığım acı bir haberle sarsılıyorum. Havaalanında beni karşılayan sevgili annem babamın vefatını bildiriyor. Adeta dünyalar başıma yıkılıyor.

Ama bu acı haber çıktığım yoldan geri dönmemek için beni kamçılıyor.  İş dünyası, devletin verdiği görevler, üniversitelerde öğretim görevlilikleri, medya dünyası. Hepsinde de anlıma yapıştırılan “AB uzmanlığı etiketi”. Kendimle dalga geçmeyi severim. Yahu Türkiye Cumhuriyeti uzmanlığı var mı ki; 28 üye devleti bünyesinde barındıran AB’nin uzmanı olayım diyerek…

Ama en güzeli aynı gün farklı radyo ve televizyon kanallarının arayarak AB’deki patlıcan standardı, Ermeni sorununun Türkiye-AB ilişkilerini nasıl etkileyeceği ve nihayet Türkiye AB’ye katılırsa Türk tarlalarındaki tuvalet standartlarının ne olacağı sorunlarına muhatap kalmam. (Doğal olarak hepsine verilecek cevabım var, yoksa adamı cahil diye tefe koyarlar).

AB uzmanlığı sayesinde tanışma onuruna vardığım nice dostlar. Herkesin gözünde büyüttüğü büyük büyük adamlarla girdiğimiz entelektüel muhabbetler, çoğumuzun hayatına sığdırmakta zorluk çekeceği Türkiye ve Avrupa turları, çoğu komik, bazen üzücü binlerce anının birikmesi.

Geride bıraktığım birkaç yazılı araştırma, derleme, tercüme, makale, çoğunlukla sözlü tartışma, konferans, panel, vs…

Ama belki de hepsinden önemlisi kimseye boyun eğmeden, hobimden hayatımı idare ettirme becerim.

Evet, AB yüksek lisansına adım atmayı düşünen genç arkadaşlarım.

İlk derse girdiğim gün (ki bende o sıralar gençtim) sınıftaki arkadaşlara “size sadece kan, ter ve gözyaşı vaat ediyorum” demiştim. Bugün de hala aynı şeyi söylemek zorundayım. Ama eğer bu yola dirayetli olarak çıkarsanız, emin olun hiçbir başka alanda yaşamayacağınız mesleki ve insani tatmin olanakları sizleri bekliyor olacak. Yine emin olun hiç kolay olmayacak. Ama çalışkanlığınızla objektif olmayı birleştirirseniz ve yaptıklarınızla ve özellikle de kendinizle eğlenmeyi bilirseniz, yolunuz her daim açık olacak. 

Can BAYDAROL

AB Uzmanı