HUKUKİ, DİNİ VE AHLAKİ KURALLARIN TURİZM PLANLAMASINA ETKİSİ
ÖZET
Bu çalışmada; insan yaşantısını hemen her boyutuyla etkileyen, insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyen, zaman zaman yaptırımlar uygulayan Hukuki, Dini ve Ahlaki kuralların Turizm Planlaması üzerindeki etkileri incelenecektir. Söz konusu kurallar, çevresel faktörler içerisinde değerlendirilmek
tedir. Diğer çevresel faktörler ise politik gelişmeler, sosyo-kültürel koşullar, ekonomik koşullar ve ekolojik şartlardır.Çalışmada öncelikle, planlama kavramı, planlama konusundaki yeni yaklaşımlar hakkında bilgiler verildikten sonra, bu üç olgunun genel planlamaya ve örnekler yardımıyla sektörel bazda turizm planlamasına olan etkileri açıklanmaya çalışılmıştır.
GİRİŞ
Planlama hem makro hemde mikro düzeyde, mevcut şartların değerlendirilerek, hedeflerin belirlenmesine yönelik bir çalışmadır. Planlama konusunda olumlu ve olumsuz düşünceler mevcut olmakla beraber, avantajları ve dezavantajları arasında bir karşılaştırma yapıldığında, planlama faaliyetinin gerekli olduğunu söylemek mümkündür.
Planlamada dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi de, p
lanlama yapıldığı dönemdeki iç ve dış çevre değişkenlerinin zaman içerisinde değişip değişmediklerinin sürekli denetlenmesidir. Hukuki, dini ve ahlaki kurallar önemli dış çevre değişkenlerindendir. Ve bunlar içerisinde özellikle dini ve ahlaki kuralların değişebileceğinden söz etmek pek doğru olmaz. Bununla beraber, hukuksal nitelikteki kuralların kısa süreler içerisinde değişmeleri ( temel nitelikte olanların bir kenara bırakılması şartıyla ) olasıdır. Planlama çalışmalarında, bu durumun göz önünde bulundurulması faydalı sonuçlar verebilir.1. Planlama Kavramının Tanımı
Amaçların ve bu amaçların elde edilmesi için gerekli faaliyetlerin belirlenmesi sürecine planlama denmektedir ( Can v.d., 1991 :
117 ).Daha geniş olarak planlama, tüketici zevkleri, talep, maliyetler, yeni ürünler, rakipler, pazarlar, hükümet düzenlemeleri gibi konulardaki değişimleri dikkate almaya daha doğrusu tahmin etmeye çalışan bir yönetim fonksiyonudur ( Üner ve Tatar, 1992
: 58 ).Planlama bir çeşit tahminlemedir. Tahminleme ise, gelecekte olacağı varsayılan birtakım olaylar ya da durumları önceden belirlemektir. Planlamanın yokluğu ya da geleceği göz önüne almayan kısa vadeli planlamalar birtakım ciddi sorunlara ve yetersizliklere yol açarlar. Planlama çok boyutlu bir faaliyettir ve entegre bir çalışmayı gerektirir. Ayrıca planlama sosyal, ekonomik, politik, antropolojik ve teknolojik faktörleri de göz önüne alır. Bu nedenle planlama politik bir faaliyet olarak değerlendir
ilir. Çünkü planın uygulanması devletin desteğini, profesyonellerin, bürokrasinin, topluluğun ve politikaların değer sistemleri arasında karşılıklı etkileşimi gerektirir. Bunun sonucu olarak “ entegre gelişme için planlama” anlayışı bulunduğumuz yüzyılda önemli bir kavram olarak benimsenmiştir ( İçöz, 1993:89).Planlama kavramı ile ilgili olarak yapılan tanımlamaların ortak noktasının geleceğin tahminlenmesi olduğu dikkati çekmektedir. Gelecek tahmin edilmeye çalışılırken mevcut durumun da göz önünde bulundurulması gerekliliği vurgulanmıştır.
2. Planlamaya Farklı BakışlarFiziksel planlama bir kavram ve uygulama olarak yüzyıllardan beri varlığını sürdürmektedir. M. Ö. 3000’li yıllarda Hint şehirlerinin, hava akımlarının rahat dolaşımına imkan verecek biçimde planlandığı görülmüştür. Ortaçağ da ise şehirler genellikle, savunmayı güçlendirme amacı ile yüksek duvarlarla çevrilecek şekilde planlanmıştır. Planlama çalışmalarındaki yapım
( inşaat ) kuralları ( prensipleri ) antik çağlara kadar uzanmaktadır.
Ka
saba gibi küçük yerleşim birimlerinin planlanması İngiltere’de 200 yıldır gerçekleştirilmektedir. İngiltere söz konusu olduğu zaman, planlamanın endüstrileşmeden kaynaklanan fiziksel ve sosyal rahatsızlıklar nedeni ile cazip hale geldiğini ve bunun neticesinde uygulamaya konulduğunu söylemek mümkündür ( Gunn, 1994: 18 - 19 ).Planlama çok boyutlu ve tamamlayıcı bir faaliyet olduğundan sosyal, ekonomik, psikolojik, politik, antropolojik ve teknolojik faktörleri içerisine almaktadır. Bu nedenle, planlama geçmiş, bugün ve gelecekle ilgilidir.
Bu güne kadar olan süre zarfında planlama kavram ve felsefesinde köklü değişiklikler gerçekleşmiştir. Daha küçük toplumlarda bile planlama çok sayıda faaliyeti, katılımcıyı ve bilgi birikimini, karar düzeylerini ve faaliyeti içermektedir. Aşağıdaki tabloda planlama yeni bir bakış açısıyla ele alınmaktadır.
Tablo 1: Planlamaya Farklı Bir Bakış
İNTERAKTİF PLANLAMA |
GELENEKSEL PLANLAMA |
|
Daha fazla bilgi geri alınır |
Birbirini etki leme. Planlama sürecinde hisse sahiplerinin etkinliğini sağlama (onları gelişmelerden haberdar etme) |
|
Açık katılımın, kazanımların daha fazla olmasına önderlik ettiğinin farz edilmesi |
Daha fazla ve daha sağlıklı bilginin daha isabetli kararların alınmasına yardımcı olduğunun farz edilmesi |
Planlamacının, planı savunan olarak değerlendirilmesi |
Planlamacı tarafsız bir uzmandır anlayışı |
Planlamaya destek verme noktasında odaklanma |
Bilginin ustalıkla kullanılması noktasında yoğunlaşılma |
Plan = ne yapmak noktasında mutabıkız anlayışı |
Plan = ne yapmamız gerekiyor anlayışı |
Faaliyete ilişkin kararın verilmesi ve gerçekleşen değişiklik ile başarının ölçümü |
Planın amaçlarına ulaşılıp ulaşılmadığına göre başarının ölçümlenmesi |
Kaynak: GUNN, Clear A. ( 1993 ). Tourism Planning. Washington: Taylor and Francis Publishers. S. 21
3. Planlama Kapsamında Turizmin Etkileri ve Kamu Müdahaleleri Amaçlara hizmet edebilecek etkin ve verimli bir planlama yapabilmek için planlamanın özelliklerinin iyi bilinip değerlendirilmesi gerekir. Böylece planlama daha fazla gerçeğe yaklaşır ve hata payı azalabilir. Dolayısıyla uygulama sonuçlarının performansı da artmış olur ( Akmel,1992: 12).Turizm planlaması, turizmin insan refahına ve çevresel kaliteye potansiyel katkılarının optimizasyonunu amaçlayan, temelini araştırma ve değerlendirmenin teşkil ettiği bir süreçtir şeklinde tanımlanabilir ( Simmons, 1994: 99 ).
Turizm planları, fiziksel gelişme ve pazarlama üzerinde yoğunlaşma eğilimindedir. Bununla beraber gelişmekte olan ülkelerin resmi turizm organizasyonları, sosyal, kültürel ve çevresel koşullarla ilgili olarak daha fazla sorumluluk almak zorundadırlar. Buna ek olarak turizm planlarından başarılı sonuçlar elde etmek için turizmin etkileri
üzerinde durmak gerekmektedir.Turizmin etkileri ile ilgili olarak daha önceki dönemlerde yapılan çalışmalarda, daha çok ekonomik etkiler üzerinde durulduğu önde gelen araştırmacılar tarafından vurgulanmıştır. Daha sonraları, araştırmacılar, turizmin diğer etkileri üzerinde de odaklanmaya başlamışlardır. J.Ap’e göre turizmin etkileri hakkındaki bilgiler, turizm planlaması sırasında göz önünde bulundurulan, ihtiyaç duyulan ve önemli olarak nitelendirilen, bütünü oluşturan parçalardan birisidir ( Short, 199
4: 444 ).Getz ve Ritchie, turizmin etkilerini tanımlayan temel bir çatı oluşturmuşlardır. Pek çok durumda bu tablo, turizmin sosyal ve çevresel etkilerini özetlemektedir.
Tablo 2: Turizmin Etkilerine İlişkin Kavramsal Bir Çatı
Etkinin Tipi |
Olumlu |
Olumsuz |
Fiziksel / Çevresel |
Yeni Fırsatların Yaratılması Yerel Alt-Yapının Geliştirilmesi Mirasın Korunması |
Çevresel tahrip, doğal süreçlerde değişiklik, tarımsal kirlilik,mirasın korunamaması, kirlilik |
Sosyal / Kültürel |
Bölgesel ve yerel tutum ve değe rlerin güçlenmesi |
Ticari kaygıların ön plana çıkması, arkadaşlık bağlarının zayıflaması,suç oranlarında artış,sosyal bozulma, toplum yapısındaki değişiklik |
Psikolojik |
Yerel Gurur ve Topluluk ruhunda yükseliş Yerel Olmayan Algıların Farkına Varılmasında Artış |
Ev sahibi ülke ile ilgili olarak savunmaya yönelik tutum ve davranışlara doğru eğilim, ziyaretçiler ve sürekli o bölgede yaşayanlar arasında yanlış anlamaların neden olduğu değişik derecelerdeki düşmanlıkların yüksek olasılıkla ortaya çıkması |
Politik, Yönetimsel |
Bölge ve değerlerin uluslararası tanınmışlığının artması |
Politik elitin hırslarını tatmin için, yerel nüfusun ekonomik olarak sömürülmesi |
Kaynak : SHORT,Gerald. (1994 ). Attitudes of Tourism Tourism Planners: implications for Human Resource Development, Tourism Management, 15(6):444-450.
Yukarıdaki tabloda turizmin söz konusu etkileri fiziksel, çevresel, sosyal /kültürel, psikolojik, politik ve yönetimsel ana başlıkları altında kısaca vurgulanmıştır.
Bir yönetim aracı olarak turizm planlamasının kullanılması, ikinci dünya savaşı sonrasında seyahat endüstrisinde görülen hızlı büyümenin sonucunda ortaya çıkmıştır ve nispeten yeni bir gelişmedir. Çok sayıda turizm planlaması dar bir bakış açısı ile, turizm destinasyonunun fiziksel gelişimi ve paz
arlaması üzerinde yoğunlaşma eğilimindedir. Turizm planlamasındaki bu eğilim, belkide, zihinlerin ekonomik getirilerin maksimizasyonu yönünde yoğunlaşmasının bir sonucudur. Tarihi değerlerin ve kültürel zenginliklerin korunması gibi ekonomik olmayan hedeflerin ikinci planda tutulması problemin esasını teşkil etmektedir (Choy, 1991: 245 ).Gelişmekte olan ülkelerde ise, tarihi, kültürel ve çevresel hedefler, ekonomik getiriler kadar, belkide onlardan daha fazla öneme sahiptir.
Turizm gelişimi içerisinde, hükümet müdahalelerinin rolüne ilişkin bir ortak anlayış söz konusu iken, iki örnek bu noktadaki aşırılıkları yansıtmaktadır. Çok sayıdaki NTA ( Ulusal Turizm Örgütleri ) kaynakları, kısmen merkezi hükümet, kısmen bölgesel ya da yerel otoriteler ve kısmen d
e özel sektör kuruluşları tarafından temin edilmektedir. Bununla beraber, 1991 yılından beri İspanya’da Sanayi ve Ticaret departmanı ile bağlantılı faaliyet gösteren Ulusal Turizm Geliştirme Enstitüsü, kendi ticari faaliyetlerinden elde ettiği bazı gelirleri dışında, temel gelirlerini kamu kaynaklarından sağlamaktadır.İsveç’te ise, yukarıdaki duruma zıt bir şekilde, turizme de diğer sektörler gibi davranıldığı ve her bir teşebbüsün, sektörün kaderinden tam olarak sorumlu olmasının temel prensip olarak kabul edildiği yeni bir politika, 1991 yılının sonundan beri uygulanmaktadır. Hükümetin rolü, sektörün gelişmesi için, uygun koşulların oluşturulması ile sınırlıdır. İsveç hükümeti, kamunun desteğinin şart olduğunun söylenebileceği durumlarda sorumluluk almakt
adır. Turizm ve diğer sektörlere fayda sağlayacağı düşünülen yurt dışı faaliyetlerinde söz konusu sorumluluk ortaya çıkmaktadır. Bu yapı, satış geliştirme faaliyetlerinin planlanması ve pazar performanslarının değerlendirilmesinden sorumlu iken, hükümetin çabaları özel sektörün çabaları ile bütünleştirilmektedir. Ülkenin turizm sektörü, İsveç Seyahat ve Turizm Konseyi olarak adlandırılan bir örgütlenme tarafından şekillendirilmektedir (OECD,1993: 15 ).Yukarıda bahsedilen bu iki uç nokta arasında, farklı yaklaşımlara dair örnekler de bulunmaktadır. Bunlar aşağıda sunulmaktadır (OECD,1993: 16 ).
4. Turizm Planlamasının Hedefleri
Son yirmi beş yıldır, Dünyada turizm destinasyonları için çok sayıda turizm planı gerçekleştirilmiştir. 1979 yılında Dünya Turizm Örgütü tarafından gerçekleştirilen bir araştırmada 1619 adet turizm planı tanımlanmıştır. Bunlara ilave olarak, seksenli yıllarda başka planlarda gerçekleştirilmiştir. Turizm planlama faaliyetleri artmaktadır çünkü, planlamaya turizm gelişiminden elde edilen faydaları arttırdığı yönünde bir mana yüklenmiştir. Bugüne kadar gerçekleştirilen b
ütün çalışmalarda turizm planlamasından beklenen faydalar vurgulanmıştır. Planlamayı ilgilendiren konularla ilgili olarak daha fazla bilgiye sahip olunması, planın olumlu etkilerini maksimum düzeye çıkarırken, olumsuz etkilerini minimum düzeye indirmektedir ( Choy, 1991: 313 ).Eğer turizmden uzun vadeli bir ekonomik faaliyet olarak yaralanılmak isteniyorsa kumsallar, doğal manzara, parklar, tarihsel yapılar, kültürel değerler, bölgesel faaliyetler, açık hava sporları v.b. özellikleri diğer tüm turizmde rakip durumda olan ülkelerden ayrı kılacak şekilde korumak ve artırmak için planlama yapılması zorunludur. Planlama beş temel amaca yönelik olarak yapılmaktadır ( İçöz, 1993: 92).
a- Aşağıdaki alanlarda alternatif yaklaşımları belirlemek.
- Pazarlama
- Gelişme- Endüstrinin örgütlenmesi
- Turizm bilinci
- Hizmetleri ve faaliyetleri destekleme
b- Aşağıdaki beklenmeyen durumlara uyum sağlama.
- Genel ekonomik koşullar
- Enerji arz ve talep durumu
- Değerler ve yaşam tarzları
- Bireysel endüstrilerin şansları
- Dış çevredeki diğer koşullar
- Doğal kaynaklar ve özellikler
- Ülkenin kültürel ve sosyal dokusu
- Ülke mimarisi
- Tarihsel anıtlar
- Ülke ç
apındaki olaylar ve faaliyetler- Parklar ve açık hava spor alanları
- Ülkenin diğer özellikleri
- Turizmin yararlarına karşı ilginin yüksek düzeyde olması
- Bir turistik ülke olarak açık ve olumlu imaj
- Etkili bir endüstri organizasyonu
- Ülke çapındaki işletmeler arasında yüksek düzeyde işbirliği
- Etkili pazarlama ve seyahat bilgi programları
- Diğer hedefler
e- Aşağıdaki istenmeyen gelişmelerden kaçınmak.
- Turistik işletmeler arasındaki sürtüşme ve gereksiz rekabet
- Ülke halkının turistlere karşı düşmanca ya da dostça olmayan davranışları
- Tarihsel kaynaklar ve doğal güzelliklerin sürekli değişimi, tahribi, kötü kullanımı
- Kültürel kimlik kaybı
- Ülke çapındaki özel olay ve faaliyetlerin durması
- Aşırı kalabalık, sıkışıklık ve trafik sorunları
- Kirlenme
- Yoğun sezon
- Diğer faktörler
Bu hususlara ilave olarak aşağıdaki unsurları da turizm planlamasının hedefleri arasında belirtmek mümkü
ndür ( Gunn, 1994: 11-18 ).- Turistik Tüketicinin Memnuniyetini Artırmak : Turizm olayı, seyahat edenlerin seyahat arzusu ile başlar ve seyahatten elde edilen memnuniyet ile sonuçlanır. Bu noktada planlama, sadece ortaya çıkan problemlerin çözümüne değil, aynı zamanda problemlerden kaçınmayı sağlamaya da yönelik olmalıdır.
Turizmin birey ve toplum açısından önemi, 1981 yılında düzenlenen Dünya Turizm Konferansı sonrasında yayınlanan Manila Deklarasyonunda belirtilmiştir;
107 delege ve 91 gözlemci statüsünde ki katılımcının ortaya koyduğu bu hedefler tüm turizm planlarında göz önünde bulundurulması gerekli olan hususlardır. Komplike turizm planlarının temel amaçlarından birisi, tüketici memnuniyetinin sağlanmasıdır. Yukarıdaki hedeflerin gerçekleştirilmesi durumunda tüketici memnuniyetinin sağlanacağı söylenebilir.
- Ekonomiyi Geliştirmek ve İş Başarısı Elde etmek : Çok sayıda bölge ve ülke turizmin gelişmesinden, ekonomik büyümeyi gerçekleştirme yönünde fayda sağlamayı ümit etmektedir. Bu ekonomik gelişmeyi sağlayabilmek amacıyla da sahip oldukları olanakları değerlendirmeye yönelik yatırımlar yapmakta ve yine bu olanakları tanıtmak amacı ile reklam faaliyetleri gerçekleştirmek
tedirler. İki çaba da önemlidir, burada temel soru, neyin geliştirilmesinin gerekli olduğu ve bunun nasıl başarılacağıdır. Planlama amaçlarına ulaşmak için, turizmdeki gelişmenin başarısını etkileyecek; pazarlarla coğrafi ilişki, çekicilikler ve fırsatlar, büyüme kaynakları gibi faktörlere ulaşılmalıdır. Turizmin gelişmesinin sağlayacağı ekonomik faydaları temel ve ikincil faydalar olarak belirtmek mümkündür.A- Temel ve/veya Doğrudan Faydalar
1- İşletme Gelirlerinde Artış
2- Gelirlerde Artış
3- İstihdam Yaratma
a- Kişisel istihdam Yaratma
b- Toplu İstihdam Yaratma
4- Hükümet Gelirlerinde Artış
a- Merkezi Hükümet Düzeyinde
b- Eyalet Düzeyinde
c- Yerel Düzeyde
B- İkincil Faydalar
1- Yatırımları Kapsayan; Temel İş Harcamaları Tarafından Oluşturulan Dolaylı Faydalar
a- İş Gelirleri
b- Gelirler
c- İstihdamd- Hükümet Kazançları
Planlama sadece daha önceden belirlenen problemlerin çözümüne yönelik bir fonksiyona sahip değildir, bunun yanı sıra planlama sorunların tespit edilmesi, düzenleme çalışmalarının yapılması, geliştirme ve yönetim fonksiyonlarını da üstlenmelidir. Planlama dahilinde, işbirliği ( beraber çalışma ) ve koordinasyon teşvik edilmelidir, tahrip edici olunmamalıdır; gelişme içerisindeki bireysel yaratıcılık ve yenilik yeni ihtiyaçları karşılamalıdır. Planlama aynı zama
nda, sosyal sorumlulukları da kendi kendisine yerine getirmelidir.-Kaynakların Korunması : Turizm sektöründe,çevrenin korunması ve sektörel gelişme arasındaki çekişme devam etmektedir. Turizm dışındaki sektörlerde bu çekişme, zaman zaman daha yoğun biçimde ortaya çıkmaktadır. Bu paradoksu açıklamak güçtür çünkü, turizmin gelişmesi için kaynakların korunması gerekmektedir.
Hem turizm ekonomisinin gelişimi hem de ziyaretçi memnuniyeti, turistik kaynakların tahrip edilmesine son verilmesine bağlıdır. Turizm işletmeleri, hükümet kuruluşları ve kar amacı gütmeyen kuruluşlar tutumlarını ve politikalarını, çevrenin daha fazla korunması yönünde değiştirmelidirler. Aksi taktirde yeterli düzeyde talep gerçekleşmez ve bunun sonucunda yatırımlar boşa gerçekleştirilmiş
olur.-Toplum ve Bölge Entegrasyonu :
Çok sayıda topluluk ve bölgeler, turizme katmanları ayırdedici bir bakış açısı ile yaklaşmaktadır. Bu bakış açısı ile yaklaşıldığında, turizm gelişimi neticesinde bazı durumlarda hayal kırıklığı ile karşılaşmak mümkündür. Turizm her zaman toplumların ekonomik ve sosyal hayatını bütünleştirici yönde etki göstermeyebilir. Ross tarafından, Coins- Avustralya’da gerçekleştirilen bir çalışmada, turizmin gelişmesinin yerel halk üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkilerinin olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Arazi fiyatlarındaki artışlar, kiraların aşırı yükselmesi, suç işleme oranlarındaki artış olumsuz etkiler, istihdam oranlarının artması, boş zamanları değerlendirme olanaklarındaki artış, parklar, alışveriş merkezlerinde gerek nitelik ve gerekse nicelik açısından ilerlemeler , oteller ve yiyecek içecek işletmelerinin sayısındaki artışlar olumlu etkiler olarak vurgulanmıştır.Turizmin meydana getirdiği ekonomik gelişme, toplumlar üzerinde, diğer hiçbir sektörün meydana getirmediği kadar geniş çaplı etkilerde bulunmaktadır. Turizm gelişme gösterdiği bölgedeki iş, faaliyet, organizasyon ve halk bölümlerini etki alanı içerisine almaktadır. Turizm parklar, müzeler ve kültürel faaliyetler gibi hayatı güzelleştiren, hoş vakit geçirilm
esini sağlayan unsurlar arasında rekabet oluşturur. Turizm, yeni su kaynaklarının bulunması, atıkların depolanması ve değerlendirilmesi, polis ve itfaiye hizmetleri, ışıklandırma ve bakım hizmetleri gibi altyapı yatırımlarının iyileştirilmesi yönünde ekstra fırsatlar sunar.Turizm sektöründeki gelişmenin yeni iş imkanları yaratması ve toplumsal barışın önündeki önemli engellerden birisi olan işsizliği azaltması elbette ki çok önemlidir ve turizm bu yönüyle oldukça faydalıdır. Ancak bir o kadar daha önemli olan husus sektörde çalışanların tatmin edici huzursuzluklara yol açmayacak miktarda gelire sahip olmaları ve çalışma saatlerinin düzenlenmesidir.
Turizmin gelişmesi ile ilgili olarak, toplumda kabul edilmiş iki tip düşünce vardır. Birinci düşünceden hareketle turizme yerel ekonomiyi güçlendirdiği için olumlu bir biçimde yaklaşılmakta, diğer görüşten hareket edildiğinde ise turizme gizli bir tehlike gözü ile bakılmaktadır. Turizmin etkilerine dair geniş çaplı bir araştırma Jafari tarafından gerçekleştirilm
iştir. Bu araştırmanın temel amacı turizmin hem olumlu hem olumsuz sosyo-kültürel etkilerini ortaya koymaktır. Araştırma Bulgaristan, Macaristan, Polonya, İspanya, İngiltere, Amerika ve Yugoslavya’da gerçekleştirilmiştir. Araştırma iki örneklem kitlesinde yürütülmüştür; Ev sahibi ülke yerel halkları ve turistler. Yedi ülkede de araştırmaya katılanların büyük çoğunluğu turizme destek vermişlerdir. Yerel halkdan araştırmaya katılanların önemli bir bölümü turizm nedeni ile sosyal ilişkilerde değişiklikler ve doğruluk, dürüstlük, arkadaşlık, içtenlik, samimiyet ve güven gibi değerlerde azalma olduğunu ifade etmişlerdir ( Short, 1994: 445 ).Benzer bir araştırma McCarthy ve Collyer tarafından Norfolk adasındaki yerel halkın, genel olarak turizm ve gelişme konularına bakış açılarını öğrenmeye yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılanların %94’üne göre turizm adanın gelişmesi için hayati derecede öneme sahiptir. İklimi, doğal güzellikleri, bitki örtüsü, tarihi zenginlikleri ve huzurlu ortamı ile ada y
eterli turizm çekiciliklerine sahiptir. Yerel halkın önemli bir bölümü yerel idarenin bu zenginlikleri korumaya ve fakat aynı zamanda turizmin geliştirilmesine yönelik çabalarını desteklemektedir. Bu çabaların başarıya ulaşmasında olumlu yönde en fazla etkide bulunabilecek faktörlerden birisi de turizm planlaması olarak ifade edilmiştir ( Short, 1994 : 445 ).Turizm planlamasının, toplumun tamamını ilgilendiren planlama faaliyetleri ile entegrasyonu ve / veya uyumlu hale getirilmesi yavaş olmaktadır. Genel planlama faaliyetlerini gerçekleştiren birimler için planlamanın doğrudan hedefi ziyaretçiler değil, yerel vatandaşlardır. Turizm planlamacıları, turizm planlamasına daha büyük topluluk katılımını sorgulamaktadırlar. Bunun iki nedeni vardır, birincisi tur
izmin etkileri en çok yerel destinasyon bölgesinde hissedilmektedir. İkincisi, yerel halkın, bir destinasyonun misafirperver atmosferi içerisindeki gerekli unsurlardan birisi olduğunun fark edilmesidir ( Simmons, 1994: 98 ). Zaman zaman makro planlarda, seyahat edenlerin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik faaliyetler de göz ardı edilebilmektedir.Genel planlama faaliyetlerinde insanların daha iyi şartlarda yaşayabilmesi için gerekli olan ve aşağıda belirtilen hususların göz önüne alınmasının, uzun dönemli turizm gelişimi açısından olumlu sonuçlar vereceği söylenebilir ( Gunn, 1994 : 17 )
Havaalanları |
Müzeler |
Sosyal Hizmetler |
Sanatsal Faaliyetler |
Parklar |
Ulaştırma |
Yapı ( inşaat ) |
Pansiyonlar |
Su Temini |
Bilgi Hizmetleri |
Personel |
Sıhhi Şartlar |
Mühendislik |
Polis |
Bütçe ( Maliye ) |
Sağlık |
Elektrik Santralleri |
|
Yangın Önleme |
Bayındırlık Hizmetleri |
|
Liman Hizmetleri |
Satın alma |
|
Kütüphanecilik Hizmetleri |
Rekreasyon Olanaklar |
Seyahat endüstrisinin pek çok yönü turizmle doğrudan ilgilidir. Turizm planlaması faaliyetlerinde, bu hususlarında göz önüne alınması gerekmektedir.
5. Turizm Planlama Süreci
Uygun ( elverişli ) planlama, fiziki, yasal, satış geliştirme, finans, ekonomi, pazar, yönetim, sosyal ve çevresel yönleriyle, turizmin gelişmesinden elde edilecek faydaların gerçekleşmesine yardımcı olacaktır. İyi bir planlama arzu edilen sonuçları tanımlar ve istenen başarıyı gerçekleştirmek için sistematik bir biçimde çalışır. Aşağıda turizm planlama süreci kısaca ifade edilmeye çalışılmıştır ( McIntosh ve Goeld
ner, 1994: 305)Sistemin Tanımlanması: Ölçek, büyüklük, pazarın durumu, karakter ve amaçların belirlenmesini içermektedir.
Amaçların Formüle Edilmesi : Amaçlar belirlenmeksizin gelişme kavramı bir yöne sahip olamaz. Amaçlar geniş kapsamlı ve spesifik olmalıdır ve amaçlar belirli bir zaman tablosunu içermelidir.
Bilgi Toplanması : Bilgi toplama ya da araştırma, planlamanın geliştirilmesi için gerekli olan temel bilgileri sağlamaktadır. Toplanan bilgiler pazar araştırmalarının, saha ve alt-yapı araştırmalarının gerçekleştirilmesi, mevcut fırsatların ve rekabetin analiz edilmesine yardımcı olmaktadır.
Analizler ve Yorum :
Daha önceden toplanmış, çok sayıda bilgi yorumlanmalıdır. Bu adım, sonuçların bir araya getirilmesi ve tavsiye ile sonuçlanır. Bu durum başlangıç planının oluşturulmasına ya da kavramlara önderlik etmektedir.Başlangıç Planı : Önceki adımlardan esinlenilir, alternatifler göz önüne alınır ve test edilir. Ölçek modelleri genellikle arazi kullanım modellerini tanımlamak için geliştirilir, imajı ortaya koymak için taslaklar hazırlanır, pazar bilgilerinden ve alan araştırmalarından yararlanılarak gelişme projeksiyonları belirlenir, projenin her bir safhasında yatırım için gereken finansman ihtiyacını ve gerçekleşmesi ümit edilen nakit durumunu gös
terir finansal planlar hazırlanır. Böylelikle yasal gereklilikler de yerine getirilir.Planın Onaylanması : Krokiler, planlar, ölçek modelleri, maliyet tahminleri, kar tahminleri, başarı ve/veya hata şansının ne olduğu belirlenir. Bu noktada önemli miktarda harcama yapılırken toplam miktar master planlama ve planın yürürlüğe konulması aşamasında gerçekleştirilmesi gerekli olan harcama miktarından nispeten daha düşük olmaktadır.
Planının Son Şeklini Alması: Bu aşama tipik bir biçimde alan ( saha ) kullanımının tanımlanmasını ihtiva etmektedir. Yollar, havaalanları, bisiklet yolları, binicilik imkanları, bölgelere ayırma ve diğer alan ( saha ) kullanım düzenlemeleri, ekonomik analizler, pazar analizleri ve finansal programlama bu aşamada söz konusu olmaktadır
.Planın Yürütülmesi : Yürütme organları planı icra eder ve operasyonel turizm gelişimini oluşturur. İyi bir planlama turizm projeleri ve tüketici memnuniyetinin gerçekleştirilme düzeyi noktasında sürekli bir geri bildirim sağlar. İyi planlama problemleri elemine eder ve kullanıcı memnuniyetini sağlar. Sonuçta kullanıcı planlama sürecinin nasıl başarılı olacağına karar veren hakem konumundadır.
6. Turizm Planlamasının Önündeki Engeller
Turizm planlaması için, pek çok engel ve bu engellerden kaynaklanan çok sayıda problem mevcuttur. Çok sayıda insan da, prensip olarak planlamaya karşıdır ve bu durum belirgin bir biçimde serbest girişim sistemi içerisinde ortaya çıkmaktadır. Bu tespit, özellikle Kuzey Amerika gibi, turizm planlaması olmaksızın turizm bakımınd
an gelişme gösteren bölgeler için geçerlidir. Turizm planlamasına kuşku ile bakılmasına sebep olan hususları aşağıdaki biçimde sıralamak mümkündür (Mill ve Morrison,1992;365 - 366 ).1- Çok sayıda iş adamı turizm planlamasına kendi faaliyet alanlarına müdahale eden bir girişim gözüyle bakmaktadırlar ve turizm planlamasının avantajları hakkında ciddi şüphelere sahiptirler
2- Maliyet faktörü turizm planlamasının önündeki ikinci engeldir. Etkili bir turizm planlaması için ayrıntılı kaynak analizleri ve pazar araştırmalarının yapılması gerekir ve bu durum kaçınılmaz bir biçimde bir ya da iki grup tarafından fon oluşturulması anlamına gelebilir.
3- Üçüncü engel endüstrinin karmaşık ( kompleks ) bir yapıya sahip olması ve çeşitliliğidir. Çok sayıda hükümet departmanı turizm sektörünü doğrudan etkileyen faaliyetler gerçekleştirmektedir.
4- Turizm sektörü az sayıdaki büyük işletmeler ve çok sayıdaki daha küçük boyutlu işletmeler tarafından karakterize edilmektedir.
Planlı turizmde görülen diğer problemler; işletme faaliyetlerinin mevsimlik olması ve endüstrideki nispeten yüksek mülkiyet devir oranlarıdır.
Planlamacıların planlama çalışmaları sırasında bazı hususları göz önünde bulundurmamaları da istenen sonuçlara ulaşılmasını engelleyebilir. Planlamacılar geniş çaplı ekonomi, pazar ve kaynak araştırmalarına ve maliyet ve gelişme tahminlemelerine konsantre olurken ( dikkatlerini bu noktalar üzerinde yoğunlaştırırken ) şu hususlara daha az dikkat etmektedirler;
7. Hukuki, Di
ni ve Ahlaki Kuralların Turizm Planlamasına EtkileriDevlet, gelişmesini hızlandıracağını düşündüğü sektörler üzerinde en fazla etkide bulunan organizasyonlardan birisidir. Kanunlar, tüzükler, kararnameler ve bunlar gibi düzenleyici ve yöneltici kurallar, devlet tarafından meydana getirilen hukuk düzenini oluştururlar. Devlet meydana getirmiş olduğu hukuk düzeni ile sektörel faaliyetleri teşvik eder, istisnalar getirir, isteklendirir, vergilendirir, sınırlamalar koyar. Bunun yanında devlet bizzat bu sektörlerde yatırım yapabilir. Saydığımız bütün bu hususlar yukarıda sözünü ettiğimiz bağlayıcı hukuksal çerçeve içinde gerçekleştirilir (Eren, 1990: 170-171).
Hukuk kuralları ne kadar ayrıntılara giderlerse gitsinler toplumsal yönetim düzeninde devletin yazılı bir biçimde şekillendiremeyeceği bir takım boşluklar kalabilir. Hukukun söz konusu boşlukları, yetkisini ( Otorite) insanüstü bir kaynaktan alan dinsel kurallar ile, toplumun değer sistemlerinden alan ahlaksal kurallar tarafından doldurulur. Her ne kadar hukuk, din ve ahlak kurallarının büyük ölçüde birleştikleri noktalar mevcutsa da, kutsal kitapların oluşturduğu dini kurallar ve geleneklerin ( örf, adet ve teamül) yarattığı ahlak kuralları hukuk sisteminin büyük ölçüde tamamlayıcısıdırlar. Hatta bazı haller de sosyal gelişme ve değişmelere ayak uyduramayan ya da toplumun din ve ahlak kurallarının iyi bir şekilde incelenmesi sonucunda meydana getirilmemiş hukuksal kurallar zamanla yaptırım gücünü büyük ölçüde yitirirler veya kanun koyucunun bütün uğraşılarına rağmen tam bir uygulama alanı bulamazlar (Eren, 1990: 171).
Dini bağlılık ve inançları ile bir takım gelenek ve görenekleri bulunan toplumlarda sektörel bazda planlama faaliyetleri gerçekleştirilirken toplum tarafından kabul gören dini ve ahlaki kuralların da dikkate alınmaları gerekmektedir.
Dini, ahlaki ve hukuki kuralların genel olarak beş - on yıllık uzun süreleri kapsayan stratejik planlama çalışmalarında etkin olduğu, göz önünde bulundurulmalıdır.
Planlamada dikkat edilmesi gereken hususlarda
n birisi de, planlama yapıldığı dönemdeki iç ve dış çevre değişkenlerinin zaman içerisinde değişip değişmediklerinin sürekli denetlenmesidir. Hukuki, dini ve ahlaki kurallar önemli dış çevre değişkenlerindendir. Bunlar içerisinde özellikle dini ve ahlaki kurallarının değişebileceğinden söz etmek pek doğru olmamaktadır. Bununla beraber, hukuksal nitelikteki kuralların kısa süreler içerisinde değişmeleri (temel nitelikte olanların bir kenara bırakılması şartıyla ) olasıdır. Planlama çalışmalarında, bu durumun göz önünde bulundurulması faydalı sonuçlar verebilir.7. 1. Hukuki Kuralların Turizm Planlamasına Etkileri
Hukuk kuralları beşeridir, bu kuralları koyan da , uygulayan da insanlardır. Hukuk bir düzen kavramını getirir ve düzeni oluşturan kurallar da sayısızdır. Hukuk toplum içinde varolur ve yaşar. Kişilerin birbirleriyle, toplumla ya da devletle olan ilişkilerini düzenler. Hukuk kurallarının ne kadar süreceği kesin olarak belirlenemez. Bu kurallar doğar, yaşar ve ölür. Bilgilerin yanısıra hukukun ayrımı ile ilgili olarak da şu bilgiler verilebilir (Nerad, 1996:1).
Ulusal hukuk içerisinde yer alan idare hukukunun, eşya hukukunun, ticaret hukukunun, turizmle çok yakın ilişkisi vardır. Bunların yanı sıra yine ulusal hukuk içerisinde yer alan şirketler hukuku, sigorta hukuku ve denizler hukuku da turizmle ilişkilendirilebilir. Yine ülkemizde, beşer yıllık dönemleri kapsayan kalkınma planları dahilinde, turizme de belirli ölçülerde yer verilmektedir. Turizmin geliştirilmesi, turist sayısının artırılması,
elde edilen turizm gelirlerinin çoğaltılması çoğu planda gerçekleştirilmek istenen hedefler olarak belirtilmektedir. Bu planlar çerçevesinde çeşitli teşvik tedbirleri getirilmekte, muafiyetler ve istisnalar sağlanmaktadır.Ancak bir de yürürlük de olan ve
yukarıdaki sınıflandırmada belirtilen hukuk kuralları mevcuttur ve zaman zaman bu hukuk kuralları ile kalkınma planları içerisindeki bazı hükümler çelişebilmektedir.Bu durumla ilgili olarak birtakım örnekler verilebilir;
2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununda çok sayıda teşvik tedbiri söz konusudur. Bunu nedeni de biraz önce yukarıda bahsedilen genel kalkınma planları dahilinde turizmi geliştirme amacıyla belirlenmiş olan hedeflerdir. Hedeflere ulaşabilmenin en önemli şartının da planlama yapmak olduğu
söylenebilir.Ülkemizde, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu kapsamına giren ilköğretim kurumlarına yüz metre mesafeden daha yakında içkili yer bölgesi tespit edilemez. 2634 sayılı turizmi teşvik kanununa göre ise bu kural Turizm İşletmesi Belgeli tesisler için geçerli değildir. Burada bir çelişki görülmektedir.
18 / 03 / 1924 tarihinde kabul edilen 442 sayılı köy kanununa göre Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetinde bulunmayan gerçek şahıslar, gerçek şahıs hükmünde olan cemiyet ve şirketlerin ( eshası hususiye ve hükmiye ) köylerde arazi ve emlak almaları yasaktır. Ancak turizmi teşvik kanununun sekizinci maddesinin E bendi uyarınca, turizm bölgelerinde ve turizm merkezlerindeki taşınmaz malların iktisabı, 442 sayılı köy kanunu ile 2644 sayılı Tapu Ka
nunu’nda yer alan yabancı uyruklularla ilgili tahditlerden Bakanlar Kurulu kararı ile istisna edilebilir.Bir takım koşullarda ise, hiç istisna getirilmemiştir. Örneğin; İcra İflas Kanunu uygulanıp otel sezon ortasında kapatıldığında ve sonuçta turistler sokakta kaldığında, turizm işletmeleri için özel bir Hukuki düzenlemenin olmayışı telafisi güç durumların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir (Nerad,1996: 2).
Turizmi Teşvik Kanununun 16. Maddesine göre turizm işletmesi belgesine sahip olan işletmeler elektrik, gaz ve suyu en düşük tarife üzerinden ödemektedir. Bu, kanunla getirilmiş bir haktır, bir hukuki düzenlemedir ve bir plan çerçevesinde yürürlüğe sokulmuştur. Ancak, yine ülkemizde bir hukuki düzenlemeyle Elektrik üretimi ve satımında özel sektöre i
mkan tanınmıştır. Bu durumda esas amacı kar elde etmek olan ve bu nedenle yatırım yapan girişimcinin turizm işletmelerine ucuza elektrik vermesi düşünülebilir mi? Ya da hukuki düzenlemeyle bu zorunlu hale getirilebilir mi? Serbest piyasa ekonomisi şartlarında bu soruya olumlu yanıt vermek güçtür, bunun sonucunda da turizmi geliştirme planlarında bir gecikme, aksama söz konusu olabilir.1 Ocak 1957 tarihinde yürürlüğe giren Türk Ticaret Kanunda yatlardan bahsedilmiştir. Ticaret kanununda yatlar ticari gemi sayılmamaktadır ancak bugün bir yat, denizde kar elde etmek amacıyla kullanılmaktadır. Bu durum Ticaret kanununun yatları ticari gemi saymayan hükmüyle bağdaşmamaktadır.
Şimdiye kadar anlatılanlar, hukuki kuralların turizm planlamasına olan etkilerini bir ölçüde de olsa açıklayabilmeye yöneliktir. Bu örneklerden sonra akla, turizmi geliştirme planları çerçevesinde hukuka aykırı birtakım uygulamalar mı yapılmakta sorusu gelebilir. Bu sorunun cevabı “ hayır ” dır. Çünkü hukuk da geçerli olan bir kurala gör
e sonradan çıkan kanun önceki kanunu ilga eder ( uygulanamaz hale getirir). Hukuk bu çelişkiyi kendi içerisinde ortadan kaldırmayı başarabilmiştir.Eğer bu böyle olmasaydı, planlama faaliyetleri yapmak gerektiğinde, bir kesim için olumlu sonuçlar söz konusu iken başka bir kesim için olumsuz sonuçlar ortaya çıkabilirdi. Dolayısıyla bazı değişiklikleri yapmak zorlaşabilirdi.
7. 2. Dini Kuralların Turizm Planlamasına Etkileri
Din, toplumsal yaşamı çok yakından ve temel noktalarda etkileyen bir olgudur. Benzer biçimde din insan yaşantısını doğumdan ölüme kadar geçen sürede de çok yakından etkiler. Dolayısıyla dini kuralların genel planlama faaliyetleri ve/veya sektör planlamasını da etkilemesi doğal olarak kaçınılmazdır. İlahi dinler ile bunların dışınd
a kalan inanışlardan kaynaklanan kurallar, oldukça etkili olabilirler. Belirli ülkelerde veya bölgelerde planlama çalışmaları yapılırken, planlama faaliyetlerini etkileyebilen ve bu nedenle göz önüne alınması gereken, çevresel faktörler de dikkate alınmalıdır. Bu faktörler, Dini kurallarda da olduğu gibi, toplum yaşamını yakından ilgilendiren özelliğe sahipse, daha da dikkatli olmak gerekmektedir. Bugün bazı ülkelerde Dini kurallar tam bir hakimiyet kurmuş durumdadırlar. Ekonomiden aile yaşantısına, insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuki kurallardan giyim tarzına kadar pek çok konuda mutlak hakim konumdadırlar. Turizm sektörünün geliştirilmesi kapsamında, alkollü içki üretimi ve tüketimi, talih oyunları salonlarının açılması v. b. faaliyetlerin teşvik edilmesi, buralara kaynak aktarılması bu ülkelerde çok zordur, hatta imkansızdır denilebilir.Turizm çeşitleri ile ilgili olarak planlama çalışmalarının yapılması mümkündür. Daha öncede bahsedildiği üzere, bazı ülkelerde dini inançlar ve kurallar gereğince, belirli turizm çeşitlerinden, bunların geliştirilmesi çok güçtür. Bu tip ülkelerde turizm planlaması çalışmaları kendileri ile aynı yaşam tarzını benimsemiş ülkelere yönelik ve o ülkelerden kaynaklanabilecek talebi artırmaya yönelik çabaları içer
ebilir ya da belli turizm çeşitlerinin geliştirilmesi amacıyla planlama çalışmaları yapılabilir.Dini kurallar giyim tarzını ve yaşantıyı da doğal olarak etkilemektedir. Bu durumda, bugün İspanya’da, Yunanistan’da ve Türkiye’de, turistler tatillerini geçirirken istedikleri gibi giyinebilirken, zaman zaman eğlencenin sınırlarını zorlarken, rahatlıkla alkol tüketiminde bulunabilirken, turizm hareketliliklerinin, bazı ülkelerde, en azından bu üç ülkedeki gibi olmasının mümkün olmadığı söylenebilir.
Planlama
faaliyetleri gerçekleştirilirken, ülkede yaşayanların inançları, toplum yaşantısının özellikleri, gelenekleri hakkında yeterli bilgiye sahip olunmalı ve bu bilgiler planlama çalışmaları sırasında göz önünde bulundurulmalıdır.7. 3. Ahlaki Kuralların Turizm Planlamasına Etkileri
Türk Dil Kurumu nun tanımına göre Ahlak, bir toplum içinde insanların uymak zorunda bulundukları davranış kuralları dır.
Ahlaki kuralların etkisi ile turizm konusundaki düşünceler daha başlangıçta olumsuz olabileceği gibi, zaman içinde turizme bakış açısında olumlu görüşlerin ortadan kalkması da mümkün olabilir.
Ahlaki kurallar devletin yaptırım gücünden yoksun olsalar da toplum yaşamını etkileyebilirler. Bu gerçekten ve yukarıdaki ifadelerden hareketle Ahlaki kuralların turizm planlamasına etkisinin önemli düzeyde olduğu sonucuna varılabilir.
SONUÇ
Çalışma kapsamında bahsedilen ve planlamaya karşıt görüşlerin temelini teşkil eden bazı hususları gerekçe göstererek planlama faaliyetlerini gerçekleştirmekten vazgeçmek akıllıca olmaz. Hukuki, Dini ve Ahlaki kurallar planlama çalışmalarını önemli ölçüde etkileyebilen faktörler olarak nitelendirilebilir. Hukuki kurallar, yasalar ülkeden ülkeye farklılık gösterebilirse de, bu kuralların aynı ülke sınırları içerisinde farklı şekilde u
ygulanması düşünülemez. Dini, ahlaki kuralların toplum yaşantısı üzerindeki etkileri ise ülkeden ülkeye, bölgeden bölgeye farklılıklar arz edebilir. Planlama çalışmaları sırasında uzmanlar tarafından planın hazırlanması ve yürütülmesinde hukuki, dini ve ahlaki kuralların bu karakteristiklerinin dikkate alınması başarılı olma şansını artıracaktır.Planlama çalışmaları yapılırken, hedeflerin belirlenmesinde ve şartların değerlendirilmesinde gerçekçi olmak başarılı sonuçların alınmasına yardımcı olur. İçinde bulunulan koşullar gerçekçi bir biçimde değerlendirilmez ise, geleceğe yönelik projeksiyonlarda hatalı değerlendirmelerin yapılması da kaçınılmaz olabilir. Hukuki, dini ve ahlaki kurallar da gerçekçi bir biçimde değerlendirilmesi gereken koşulların oluşumu
na yapabilecekleri etkiler nedeni ile önem arz etmektedirler.Turizm planlamasına etkilerinden bahsedilmeye çalışılan hukuki, dini ve ahlaki kuralların planlama faaliyetlerine etkileri yadsınamaz bir gerçek olarak değerlendirilirken, planlama çalışmaları esnasında bilimsel yöntemlerin kullanılmasının ve çalışmaların bu konuda uzman olan kişiler tarafından yapılmasının da başarılı olunmasına en büyük katkıyı yapacağı unutulmamalıdır.
KAYNAKÇA
- AKMEL, Jale. “ Turizm İşletmelerinde Stratejik Planlama “, Turizm Yıllığı 1992, Kalkınma Bankası Yayını.
- BHATIA, A. K. ( 1991 ). International Tourism. New Delhi : Sterling Publishers Pvt. Ltd.
- BRAMWELL, Bill. ( 1997 ). Strategic Planning Before and After a Mega Event, Tourism Management, 18 ( 3 ) : 167-176.
- CAN, Halil ve Diğerleri. ( 1991 ). Genel İşletmecilik Bilgil
eri. Ankara : Adım Yayıncılık- CHOY, Dexter J. L. ( 1991 ). Tourism Planning: The Case For “ Market Failure “, Tourism Management, December 1991 : 313 - 330.
- CHOY, Dexter J. L. ( 1991 ). National Tourism Planning In The Philippines, Tourism Management, December 1991 : 245 - 252.
- EREN, Erol. ( 1990 ).
İşletmelerde Stratejik Planlama ve Yönetim. İstanbul : Küre Ajans.- FOSTER, Douglas. ( 1985 ). Travel and Tourism Management. London : The Mc Millan Press Ltd.
- GUNN, Clare A. ( 1994 ). Tourism Planning. Washington : Taylor and Francis Publishers.
- İçöz, Orhan. “ Turizm Sektöründe Plan ve Planlamanın Önemi “, Turizm Yıllığı
1993, Kalkınma Bankası Yayını- McINTOSH, Robert W ve GOELDNER, Charles R. ( 1990 ). The Tourist Business. U.S.A. : John Wiley and Sons Ltd.
- MILL, R. C. ve MORRISON, A. M. ( 1992 ). The Tourism System. New Jersey : Prentice Hall Inc.
- NERAD, Hasan. Turizm Hukuku Ders Notları. Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. İzmir, 1996.
- ORGANISATION FOR ECONOMIC COOPERATION AND DEVELOPMENT ( 1993). Tourism Policiy and International Tourism in OECD Countries. Paris: Head of Publication Service.
- ÖZDEMİR, Mehmet. Turizmin Türkiye’nin Sosyo - Ekonomik Yapısına Etkileri. Yayınlanmış Doktora Tezi. Hacettepe Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü. Ankara, 1992.- SIMMONS, David G. ( 1994 ). Community Participation in Tourism Planning, Tourism Management, 15 ( 2 ): 98 - 108.
- SHORT, Gerald. ( 1994 ). Attitudes of Tourism Planners: İmplications for Human Resource Develop
ment, Tourism Management, 15 ( 6 ): 444- 450.- TATAR, T. ve ÜNER, M.M. ( 1992 ).
İşletmecilik Bilgileri. Ankara : Gazi Büro Yayınları.